Sevgililer Günü geldiğinde akla genelde aynı fikir düşer: şehirden kaçmak.Oysa bazen uzaklaşmak için bavul hazırlamaya, saatlerce yola çıkmaya gerek yoktur. Doğru yerdeyseniz, şehir zaten biraz geri çekilir. Swiss dokunuşları tam olarak bunu yapar: İstanbul’un içindeyken, ondan nazikçe uzaklaştırır.Bu, planlı bir kaçış değil. Daha çok ritmi düşüren bir ara.
Romantik bir kaçamak çoğu zaman mekândan çok hisle ilgilidir. Kalabalığın azaldığı, sesin yumuşadığı, zamanın acele etmediği bir alan yeterlidir. Swiss’te geçirilen bir gün, şehrin ortasında ama şehirden bağımsız hissettirir. Dışarıda İstanbul akarken, içeride tempo size aittir.
Swiss tarzı Sevgililer Günü sabahı, aceleyle başlamaz.
• Perdeler aralanır
• Gün ışığı içeri girer
• Kahve yavaş içilir
• Günün planı net olmak zorunda değildir
Bu küçük başlangıç, günün tamamına sakin bir ton verir. Romantizm de çoğu zaman tam burada başlar.
Swiss dokunuşlarının en güçlü tarafı, şehirle bağınızı koparmadan aranıza mesafe koymasıdır.
• Bahçede kısa bir yürüyüş
• Sessiz bir köşede birlikte vakit geçirmek
• Dışarı çıkmadan da “kaçmış” hissetmek
Şehir hâlâ oradadır ama sizi çağırmaz.
Büyük jestler yerine küçük anlar… Swiss yaklaşımı romantizmi burada arar.
• Paylaşılan bir tatlı
• Uzun bir sessizlik
• Manzaraya karşı yan yana durmak
• Telefonları bir süreliğine kenara bırakmak
Bu detaylar, günü ağırlaştırmaz; hafifletir.
Gün ilerledikçe tempo iyice yavaşlamalıdır.
• Işıklar yumuşar
• Sesler azalır
• Gün aceleye gelmez
Akşamüstü, birlikte olmanın en sade hâlidir. Konuşmak kadar susmak da rahat hissettirir.
Sevgililer Günü’nün akşamı, Swiss’te yüksek sesli olmak zorunda değildir.
• Sakin bir akşam yemeği
• Uzun ama yorucu olmayan sohbetler
• Ortamın kendiliğinden tamamlanması
Şehir ışıkları eşlik eder ama sahneyi ele geçirmez.
Swiss dokunuşu;
• Gösterişten uzaktır
• Detaylara önem verir
• Zamanı yavaşlatır
• Rahatlatır
• Gerçek hislere alan açar
Sevgililer Günü’nü özel kılan da tam olarak budur.
Şehirden kopmadan kaçamak yapmak mümkün.Doğru ortam, doğru tempo ve sade bir yaklaşım yeterlidir. Sevgililer Günü’nü hatırlanır kılan şey, ne kadar uzağa gittiğiniz değil; birlikte ne kadar iyi hissettiğinizdir. Ve bazen en iyi kaçamak, şehrin tam ortasında başlar.